Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

 
 
 
  Anasayfa » Kıssadan Hisseler » Pascal
Blaise Pascal

PASCAL’IN   DUÂSI

 
“YÜREĞİMİ ACININ ÖRTÜSÜYLE ÖRT!”
Ünlü düşünür Blaise Pascal’ın hastalığı ve sağlığı, hayatı ve ölümü aynı güzellikte görme duâsı, taze ve diri dudaklardan Âmînler bekliyor...
 
ACILAR İNSANI KEMÂLE SEVKEDER; SIKINTILAR ONU BÜYÜTÜR, ELEMLER FELEĞİN ÇARKINI YENİDEN VE YENİDEN ÇEVİRİR. BİR ÇEKİRDEĞİN KABUĞUNUN KIRILMASI NEYSE, İNSANIN DA ACI İLE ÖRSELENMESİ ONA BENZETİLİR. ÖNCE KENDİNİ SAVUNMASIZ HİSSEDER İNSAN, İNCİNEBİLİRLİĞİ DERİNLEŞİR, EN KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ, DERİNDEN İZLER BIRAKIR YÜREĞİNDE. OYSA BU, AYNI ZAMANDA FİLİZ VERMENİN DE ZAMANINA DENK DÜŞER; İNSAN YÜREĞİ ÖYLECE MEYVEYE DURUR, DALLANIP BUDAKLANIP YENİ BİR DÜNYAYA UZANIR.
 
Lise yıllarımızda Matematik ve Fizik dersleri sırasında adını öylesine ezberlediğimiz Pascal’ın, işte öylesine kısa bir ömrü olduğunu bilir miydiniz? Blaise Pascal, daha çok genç yaşlarında ağır hastalıklara ve acılara tahammül etmiş. Kendisi için bir dönüşümün ve olgunlaşmanın başlangıcı olan acılar, derin düşünceleri meyve vermiş. Düşüncelerini küçük notlar hâlinde kaydeden Pascal, dönüşümünün ana mihengini inanmanın güzelliğini ve uyumunu keşfetmek olarak tanımlar.
 
Pascal’a göre İNANMAK, HAYÂTI HAYÂTLANDIRIR”. Pascal, insanların giderek materyalistleştiğinden yakınır ve gerçek iyiliği yanlış yerlerde aradıklarını önemle vurgular.
 
GERÇEK İYİLİĞİN KAYNAĞINDAN UZAKLAŞALI BERİ, İNSANLAR HER ŞEYDEN BİR İYİLİK ÇIKARTMAYA ÇALIŞTILAR, FAKAT HER DEFASINDA HAYÂL KIRIKLIĞINA UĞRADILAR. FAKAT BÂZILARI, HERKESİN ARZULADIĞI MUTLULUĞU, İNSANLARIN ARZULADIKLARI HİÇBİR ŞEYDE BULAMADIKLARINI FARKETTİLER. MUTLULUĞUN BİR KİŞİNİN SAHİP OLABİLECEĞİ MÜLK YA DA MAKÂM GİBİ HÂRİCÎ NESNELERE DAYANDIRILAMAYACAĞINI, ÇÜNKÜ BİRİNİN BU ŞEYLERE SÂHİP OLMASININ, DİĞERLERİNDE KISKANÇLIK VE HASET DOĞURDUĞUNU ANLADILAR. İŞTE BU FARK EDİŞ İNANMANIN BAŞLANGICIDIR, ÇÜNKÜ MUTLULUĞUN YARATILMIŞ ŞEYLERİ AŞTIĞINI VE DOLAYISIYLA YARATICI’DAN GELDİĞİNİ ÖĞRETİR İNSANA.”
 
Ne var ki; genç Pascal, yaratılmışları aşmayı daha çok acılarla öğrendi. Belki de bu daha doğrudan, gölgesiz, kısa ve selâmetli bir inanma yolculuğu oldu. Notlarında acısız bir gün geçirmediğini belirten Pascal’ın, kaynaklarda en verimli çağında veremden 19 Ağustos 1662 tarihinde vefât ettiği kaydedilir. Ebediyete intikalinden sonra, mîrâs olarak bıraktığı derin ve ince notlarda yer alan çalışmaları “Düşünceler” adlı bir kitapta toplanmıştır. Anlaşılan o ki Pascal, biz modern insanların çok sık düştüğü bir hatâya düşmedi. Başına gelenlerden şikâyetçi olmak yerine, acılarına lânet okumak yerine, aczini ve hâlsizliğini, verimsizliğine ve tembelliğine bahâne etmek yerine, onları anlamaya çalıştı. HAYÂT ADINA GELEN HER ŞEYİ TEVEKKÜLLE DAMITIP SABIRLA EĞİRDİ, TEFEKKÜRLE ÖRDÜ. ÖYLE Kİ, PASCAL, HASTALIĞI; ALLAH’IN İNSANIN KALBİNİ KENDİNE YAKINLAŞTIRMA VESÎLESİ OLARAK TAKDİR ETTİĞİNİ SÖYLER.
Önceleri, pozitif (maddî) ilimlerde Descartes’ın şüphecilik kuramını kabul eden Pascal, Hakîkat İlmine yönelik yönüyle şüphecilik kuramından tamamen vazgeçmiş ve;GERÇEK BİLGİYE ANCAK İNANÇ YOLU İLE ULAŞILABİLECEĞİNİ, İMÂNLA KABUL VE BEYAN ETMİŞTİR.
 
Hastalığı sırasında ettiği duâlar, kendi tâbiriyle, “Hastalığı güzel vesîle eyleme” niyeti taşıyordu. Dileriz her kelimesine “Âmîn” diyeceğimiz bu samimi duâlar, onun ebedî şifâsına vesîle olmuş olsun.
 
“SEN NÂZİK VE İNCİTMESİZSİN...”
Rabbim, Sen her fiilinde nâzik ve incitmesizsin; Senin rahmetin o kadar büyük ki; insanların sadece iyilikleri değil, hatâları bile Senin rahmetine erişmeye vesîledir. Kabul et, bu hâlimde Sana Rabb-i Rahimim olarak yöneleyim. Çünkü benim sağlıktan hastalık hâline geçişim, Sana bir değişiklik getirmez. Sen hep aynısın ve hem mutlu, hem acılı anlarımda benim Rabb-i Rahimimsin.
 
“LÛTFET Kİ, SADECE SENİN AŞKINDAN LEZZET ALAYIM...”
Sana ibâdet edeyim diye bana sağlık verdin; ne ki ben çoğu zaman bu güzel sağlık hâlimi Sana ibâdet yolunda kullanmadım. Şimdi kendi hâlimi düzeltmem için bana hastalık verdin. Sağlık hâlimde iken sağlığımı gururuma ve bencil arzularıma âlet etmiştim. Gelsin bu hastalık; gurur ve arzularımı öldürsün. Beni dünyevî lezzetlerden tad alamaz hâle getirsin ki, sadece Senin aşkından lezzet alayım. Hasta yatağımın yalnız sessizliğinde, yalnız Sana ibâdet eden bir kul olayım. Ve lûtfet ki, nefsim diri olduğundan ruhânî hazları unutan bendeniz, bedenimin ağrıdan inlediği bu zamanda ruhânî tatlara nâil olsun!
 
“MUTLULUĞU YALNIZ SENİNLE OLMAKTA BİLEYİM...”
KALB NE KADAR BAHTİYÂRDIR Kİ, SENİN GİBİ BİR SEVGİLİYİ SEVİYOR ALLAH’IM. O ANCAK BÖYLESİNE SONSUZ GÜZEL BİR SEVGİLİ İLE TATMİN OLABİLİR ZATEN. SEN Kİ; EBEDÎSİN, SENİ SEVMENİN MUTLULUĞU NE KADAR KALICI VE GÜVEN VERİCİDİR... NE HAYÂT, NE DE ÖLÜM SENİ SEVMENİN MUTLULUĞUNDAN EDEBİLİR BİZİ. BÜTÜN HATÂLARIM İÇİN HER DÂİM, SENİN AŞKIN HÂRİCİNDE MUTLULUKLAR ARADIĞIM İÇİN, KALBİMİ NEDÂMET DUYGULARI İLE BEZE ALLAH’IM! BEDENİMDEKİ BU RAHATSIZLIĞI RUHUMUN HİDÂYETİNE VESÎLE EYLE RABBİM! HAZIR MADDÎ ŞEYLERDEN TAT ALAMIYORKEN, MUTLUĞU YALNIZ SENİNLE OLMAKTA BİLEYİM ALLAH’IM!
 
“ACILARIM BENİ SANA YAKIN EYLESİN...”
RABBİM, SEN BENİ NASILSAM ÖYLE GÖRÜYORSUN ZATEN VE EMİNİM Kİ; BENDE SENİ MEMNUN EDECEK BİR ŞEY OLMADIĞINI GÖRÜYORSUNDUR. YÂ RABBİ, BEN KENDİMDE ACILARDAN BAŞKA BİR ŞEY GÖREMİYORUM. RABBİM, BANA BAK, ÇEKTİĞİM ACILARI GÖR, BENİ DERTTEN DERDE KOYAN HASTALIKLARIMI GÖR. BANA BAK, EY MUKADDES KURTARICIM, SENİN KUDRET ELİNİN BENDE AÇTIĞI YARALARI GÖR. MERHAMETLE BAK ŞU BEDENİME, ACILARIMI ŞEFKATİNLE GÖR. LÛTFET DE, BU ACILARIM SENİN BENİ HASTA YATAĞIMDA ZİYÂRET ETMENE VESÎLE OLSUN.
 
“DÜNYEVÎ HAZLARIN KAYBINA RÂZI OLANLARDAN EYLE BENİ...”
YÂ RABBİ, İÇİMDE BENCİLLİĞİ BESLEYEN O KENDİNE ACIMA DUYGUSUNU SÖK AT. Acılarım yüzünden kendime acıma tuzağına düşmekten alıkoy beni. Nefsanî hazların kaybına râzı olanlardan eyle beni; bu hazların kalbimi aslâ tatmin edemeyeceğini unutturma bana. KALBİMİ ACININ ÖRTÜSÜYLE ÖRT. BENİ, İLLE DE SAĞLIK, İLLE DE HAYÂT İSTEYENLERDEN EYLEME, LÛTFET DE SENİN BANA LÂYIK GÖRDÜĞÜNE, HER HALDE RÂZI OLAYIM. LÛTFET Kİ; SAĞLIK DA, HASTALIK DA, ÖLÜM DE, HAYÂT DA BENİM İÇİN AYNI GÜZELLİKTE OLSUN. SENİN, YALNIZ SENİN RABBİM OLDUĞUNU HUZÛRLA KABUL ETMEMİ SAĞLA VE RAHMETİNİ ÜZERİME DİLEDİĞİN GİBİ İHSÂN BUYUR. LÛTFET DE, SENİN EBEDÎ RAHMETİNE TESLİM OLAYIM, BANA SENDEN NE GELİRSE HEPSİNİ İTİRÂZSIZ KABUL EDEYİM.
ÂMÎN
 
DR. SENAİ DEMİRCİ
 
NEFS-İ RAZİYE
 
BEŞİNCİ MAKÂMDA NEFS-İ NÂTIKA (İNSAN RUHU, İNSANIN CANLILAR ARASINDAKİ YERİNİ BELLİ EDEN CEVHER), BÜTÜN HALLERİNDE RIZÂNIN KEMÂL DERECESİNİ KAZANDIĞI İÇİN ONA, RAZİYE ADI VERİLMİŞTİR. BU MAKÂMDAKİ NEFSİN NİTELİKLERİ, YASAKLARDAN SAKINMAK, TEMİZ KALB İLE SEVMEK, HUZÛR, KERÂMET, TESLİM VE RIZÂDA KEMÂL GÖSTERMEK, ALLAH’TAN BAŞKA HER ŞEYİ TERK EDİP, UNUTMAKTIR. KİŞİ, BAŞINA GELENLERİ İTİRÂZSIZ, HEYECANSIZ VE GÖNÜL HOŞLUĞU İLE KABUL EDER. NEFSİNE HÂKİM OLDUĞU İÇİN YASAK VE MEKRÛH ŞEYLERE YÖNELMEZ.
 
 
TESLİMİYET MAKÂMINDA İSE; KUL’UN DUÂSI KABUL OLUNUR.
ÇÜNKÜ O KUL ARTIK KÜN EMRİNİN AZÎM SIRRIDIR.
ALLAH KATINDA AZÎZDİR.
 
 
DOST KATINDAN
 
  Trio Yazılım