Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

 
 
 
  Anasayfa » Mûsikîdeki Sır » Mûsıkîdeki Sır
Mûsıkîdeki Sır

 

MÛSIKÎDEKİ SIR
 
Bu dünya bir simge, sembol âlemidir. Gören gözler, duyan kulaklar için yaratılmış olan her şey bir sır fısıldar. Yağan yağmurlar, esen rüzgârlar, öten kuşlar, mevsimler, gece ve gündüz, saatin tik-takları, kalbin atışı ve hattâ her nefes alış-veriş bile. ÖYLE MÜKEMMEL BİR DÜZEN VE RİTİM VARDIR Kİ; HER ZERRE BU ÂHENK İLE ALLAH’I ZİKREDER. BU ZİKİRLERİN HER BİRİ SEVGİLİDEN AYRI KALMANIN VERDİĞİ ÖZLEM VE HASRET FERYÂDIDIR. BU FERYÂDLAR BİRLEŞİR VE BİR MÛSIKÎ OLUŞUR. BU MÛSIKÎ İLE HER RUH, AYRI KALDIĞI SEVGİLİSİNE KAVUŞABİLMEK İÇİN YOLLAR ARAR.
 
BİR MÜZİK DOĞDU MEVLEVÎLİKTE.
O MÜZİK KÂİNAT SİSTEMİNİ
TAHRİK EDER KABİLİYETTE
VE ONA EN UYGUNUYDU.
NEY RUHUN SAZIYDI.
TANBUR RUHUN MIZRABIYDI.
KUDÜM RUHUN ÇALGISIYDI.
ONLAR DİLE GETİRİNCE
RUHLARI,
RUHLAR BEDENİ KENDİLERİNE
CEZBEDERLERDİ.
VE BU CEZBE HAKK’A KADAR GİDERDİ.
MÜZİKLE İBÂDET HÂLİNDE
DÜNYA NASIL DÖNÜYORSA
GÜNEŞİN ETRAFINDA
VE KENDİ MİHVERİNDE
ÖYLE DÖNÜLMELİYDİ.
RABBE SECDE EDE EDE...
Diye buyuran Mevlâna Hazretleri, “GEL, YİNE GEL!” diyerek, arayışların en güzelini bulma yolunda, mûsıkî ile ibâdeti birleştirmiştir. 
 
MÛSIKÎ RUHLARA ÖYLE TESİR EDER Kİ; BİR BULUT, GÜLÜ, GÜL BAHÇESİNİ NASIL SULUYORSA, MÛSIKÎDE GÖNÜL BAHÇELERİNİ ÖYLE SULAR. MÛSIKÎ DÜNYEVÎ, MADDÎ HEVESLERLE SINIRLI BİR ANLAYIŞ DEĞİL, İLÂHİ AŞKI ANLATMAYI SAĞLAYAN BİR VÂSITADIR. DAHASI, ÂŞIKLAR İÇİN HAKK’A BİR ÇAĞRIDIR. BU ÇAĞRIYLA AŞK ATEŞİ PARLAR, YALIMLANIR.
 
Mûsıkî için bazı felsefeciler, “Haramdır, Müslümanlıkta yeri yoktur” diyerek kendilerince fetvâ verirler. 
HAKİKATTE, BU HAYÂL DÜNYASINDAKİ HER ŞEY GERÇEK ÂLEMDEN YANSIMADIR. BURADA, NEVAR GİBİ GÖRÜNÜYORSA ASLI GERÇEK ÂLEMDEDİR. MÜZİK DE ÖYLE.. ŞU YERYÜZÜNDE DİNLENEN NAĞMELER, GÜZEL SESLER, GÖKYÜZÜ NAĞMESİNİN ÇOK AZ KIRINTISIDIR!
 
Hakikat böyle olunca müzik haramdır denebilir mi hiç? Yüce Allah bir Âyet-i Kerîme’sinde “YER VE GÖK ARASINDAKİ HİÇBİR ŞEYİ ABES OLARAK YARATMADIK”diye buyurur. Öyle ise müzik neden haram olsun?
Tilâvetle okunan Kur’ân-ı Kerîm’in, ilâhi makamla okunan Ezân-ı Muhammedî’nin ruha nasıl tesir ettiğini de mi düşünmezler! Bu ilâhi seslenişin, göklerin nağmeleriyle birleştiğinde, ruhları nasıl çağırdığını düşünün. Bunun haram olması mümkün müdür?
 
Gönüller Sultanından dinleyelim:
"GÜZEL SES VE ÇALGI DİNLEMEKTE SEVGİLİ İLE BULUŞMAK, KAVUŞMAK ÜMİDİ VARDIR”
 
ASLINDA BİZLERDE BİRER ÇALGI GİBİYİZ. FAKAT NEFİSLERİMİZ YÜZÜNDEN AYRI AYRI MAKAMLARDA ÇALIP DURUYORUZ. HEP BİRLİKTE, BİRLEŞİP BU ÇALGILARDAN GÜZEL SESLERİN ÇIKMASI, GÜZEL BİR MÛSIKÎNİN OLUŞMASI İÇİN AKORT EDİLMEYE İHTİYAÇ VARDIR. BU DA ANCAK, HAKK’IN ELİYLE OLUR. O EL, ÇALGIYI AKORT EDER, SONRA ONU KUCAĞINA ALIR VE KENDİSİ ÇALMAYA BAŞLAR.
TIPKI NEY’DEN FERYÂD EDENİN KENDİSİ OLDUĞU GİBİ.
 
EY EŞİ, BENZERİ OLMAYAN YÜCELER YÜCESİ SEVGİLİ,
BİZLERE DE SENİN ELİNDE, SENİN KUCAĞINDA VE SENİNLE BİRLİKTE GÜZEL NAĞMELER TERENNÜM ETMEYİ NASÎB ET.
 
ÂMÎN
 
 
 

 

 

 

  Trio Yazılım