Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

 
 
 
  Anasayfa » Mesnevîden » Ceylan Yavrusunun Ahıra Düşmesi
Ceylan Yavrusunun Ahıra Düşmesi

 

 BİR CEYLÂN YAVRUSUNUN, EŞEKLERİN YURDU OLAN AHIRA DÜŞMESİ,
BU NEDENLE ÇEKTİĞİ IZDIRAP
 
           Avcının birisi bir ceylân yavrusunu avlıyarak, “Bu dahi mahlûkattandır” diyerek eşek ve öküzlerin kaldığı ahıra hapsetmiş. Ceylân ise; ahırda son derece muzdarib, kendini; eşek ve öküzlerin kaldırdığı tozdan topraktan, çıkardıkları pis kokulardan koruyabilmek için ahırın bir köşesinden diğer bir köşesine atmağa, çirkin mi çirkin anırmalarını, seslerini duymamak için kulaklarını kapamağa çalışmış.
 
O güzelim ceylân bu halde iken, akşam olmuş. Bu arada avcı gelerek eşeklerin, öküzlerin önlerine birer miktar ot ve saman dökmüş. Yine bir miktarda ot ve samanı yesin diye, o göbeği misk kokulu ceylânımızın önüne koymuş. Eşek ve öküzler önlerine koyulan ot ve samanları büyük bir iştah ile yemeğe başlamışlar. Bir taraftan da göz ucuyla ceylânı süzmektelermiş. Ceylânın ot ve samana yanaşmadığını görünce, içlerinden birisi,
“Şu akılsıza bakın hele, önüne konulan şeker gibi yiyeceklere rağbet bile etmiyor.”  demiş. Bir diğeri ise;
“O kendisini pâdişahların sofralarına lâyık görüyor” diye alay etmiş. Başka birisi de;
“Bırakın o kendini bir şey zanneden zavallıyı, böylece belki açlıktan ölür de, ahırdan çıkarırlar.”demiş. Ceylân ise onlara;
“Ey.. yurtları ahır olan sap saman müptelâları, benim yurdum tertemiz suların kaynayıp aktığı, güllerle, yaseminlerle, çeşitli güzel mi güzel çiçeklerle bezenmiş bahçelerken, hasbel kader aranıza indirildim. Olur ki; bana bakıp, şu sap ve saman düşkünü arzularınızdan kurtularak, o güzelim vatanın kokusunu duyar, ahırdan kurtulabilmek için çalışır çabalar, yardım dilersiniz de azad edilirsiniz inşallah!
Ben burada ebedî kalıcı değilim. Benim sahibim her yerde hâzır ve nâzırdır. Her hâlimi görüyor ve biliyor. Vakti geldiğinde bu öküz ve eşek ahırından beni halâs eyler. Ne yazık ki; siz bu pislik yurdunun kokusuna alışmışsınız. Söylenilenler size yalan gelebilir. Allah yardımcınız olsun!” demiş.
 
EY.. CANCAĞIZIM,
HER KİMİ Kİ, KENDİ ZIDDIYLA BİR ARAYA KORLAR;
BU HÂLİN IZDIRABI ÖLÜMDEN DE BETER Mİ BETERDİR.
 
Ey.. Arkadaş, şu pislik kokusuna alıştığın için, beter mi beter olan hâlinden bîhabersin(!) Neden azaptasın hiç düşünmez misin, ey merkep, ey beteri mahlûkat sevdâlısı(!)
 
SENİN GÜZELİM RUH KUŞUNUN AYAĞI NEYLE BAĞLI, HİÇ DÜŞÜNMEZ MİSİN? SENİN RUHUN YÜCELERDE, ŞU ÇARMIH ÂLEMİN ÖTELERİNDE SEYREDEN BİR DOĞAN KUŞUDUR.
 
Farkında bile değilsin. Tersine çevrilmişsin de şu unsurlar âlemlerinin tabîatları zindanlarında; dert, keder ve elemle inler olmuşsun(!) Bilmiyorsun ki; o güzelim ruh kuşun, kuzgun ve baykuşlardan yaralı mı yaralı.
 
NE KADAR YAZIK NE KADAR YAZIK Kİ; SENİN AZÂDIN, SENİN KURTULUŞUN İÇİN BİR İLÂHİ RAHMET OLARAK İNDİRİLEN, HAKÎKAT ÂLEMİNİN MÂNÂ KUŞLARININ FARKINDA BİLE DEĞİLSİN. FARKINDA OLMADIĞIN GİBİ; SENİ, ŞU KAPKARANLIK ÂLEMDEN KURTARARAK; APAYDINLIK, DERTSİZ, ELEMSİZ, KEDERSİZ, ÖLÜMSÜZ YÜCE ÂLEMLERE KAVUŞTURMAK İÇİN KOL KANAT GEREN ALLAH DOSTLARINA EĞRİ BAKIYOR, DAHA DA İLERİ GİDEREK KASTETMEYE KALKIYORSUN(!..)
 
Ey.. bedbaht mahlûk, senin sadece gölgeyi, otlağı gören bir gözün var. O nedenle, müsbeti menfi, menfiyi müsbet olarak görmektesin(!) Çünkü uykuya dalmış olan göz, hayâlden, bir batıp, bir görünenden başka bir şeyi (hakikati) görmeğe muktedir değildir.
 
Ey.. Kardeş,
Ey.. Dertlerle, kederlerle, elemlerle yürüyüp giden yolcu,
Niçin, HABÎBİM SENİN GÖĞSÜNÜ AÇIP GENİŞLETMEDİK Mİ?..” İlâhi Sedâsına kulak vermiyorsun. Seni sıkan, seni üzen haller için çareleri nerelerde arıyorsun?
GAYRET ET, GÖNÜL ÂLEMİNİN TEMİZLENİP, GENİŞLEYİP FERAHA KAVUŞMASI İÇİN, ONUN SAHİBİNE NİÇİN NİYÂZDA BULUNMUYORSUN Kİ; DERTLERDEN ARINASIN DA, “ONLAR GÖRMEZLER, DUYMAZLAR”BEDBAHTLIĞINDAN KURTULASIN.
 
Arkadaş,
Hadîs-i Şerîf’te buyrulduğu üzere; “DERTLERİNİ BİR NOKTADA TOPLAMAĞA ÇALIŞ.”Yani tek bir dert edinirsen, başka tüm elem ve kederlerden kurtulursun. Aksine bir sürü dertlerle dertlenenler kayırılmazlar ve o dertlerin vadilerinde helâk olur giderler!
 
Sakın şu fâni âlemin dertlerini yüklenme. Ömrünü dâima güzel tatlı mı tatlı mevyalar veren ulu bir ağaca dönüştürmeğe gayret et.
Dikkat et de, şu mübarek suyun yolunu diken tarlasına çevirme. Sonra sana yazık olur. Zîrâ o takdirde bütün güzellikleri kaybeder, adâletten ayrılır zulüm tohumlarını ekmeğe başlarsın. Sonunda ise; o kökü sökülesi kapkaranlık duygu ve düşünce tarlalarını ayıklattırırlar sana. Bu da kolay olur sanma.
 
BİR İNSAN AĞACA BENZER, AHD VE VEFA İSE, O AĞACIN KÖKÜ GİBİDİR. BÖYLE BİR AĞACIN DURMADAN KÖKÜNÜN SAĞLAMLAŞMASI İÇİN DURMADAN GAYRET EDİP ÇALIŞMAK LÂZIMDIR. FESÂDA UĞRAMIŞ, BOZULMUŞ AHD VE VEFA, ÇÜRÜMÜŞ BİR KÖK GİBİDİR. O ÇÜRÜMÜŞ KÖK ZAMANLA AĞACI DA ÇÜRÜTÜR, MEYVASIZ BİR HÂLE KOYAR.
 
EY.. ALLAH’IN KULU,
SEN SAKIN BİR KİMSENİN ZÂHİRİ İLMİNE VE MAKAMINA ALDANMA. AHD VE VEFANIN İPİNE SIMSIKI SARIL. SANA YÂR OLACAK BUDUR. ZÂHİRİ DONANIM VE GÖRÜNÜŞ KIŞIR GİBİDİR, KABUĞA BENZER. İLÂHİ SEVGİ, AHD VE VEFA İSE ÖZDÜR, BÂKİ MUTLULUK KAYNAĞIDIR. HÜLÂSA, EY HEMŞERİ, SANA EVVEL EMİRDE LÂZIM OLAN TEMYİZ KABİLİYETİDİR Kİ; KIŞIRLA ÖZÜ, İNSANLA MAHLÛKATI AYIRD EDEBİLESİN.
 
EY.. HUZURDAN NASÎBİ OLMAYANLAR. EĞER BAŞINIZA TEMYİZ KABİLİYETİ OLMAYANLARI YÖNETİCİ OLARAK GEÇİRİRSENİZ, ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN. ANGARYALARINI TAŞITTIRABİLMEK İÇİN, ÜZERLERİNİZE BİNEBİLMEK İÇİN EŞEK DİYE KULLANIRLAR. SONUNDA İSE SİZİ AHIRA KAPATIRLAR. GÖRMÜYOR MUSUNUZ?
 
GÖZÜNE GÖRÜŞÜNE BİR NUR İHSÂN OLUP, BÜTÜN BUNLARI GÖRÜR HÂLE GELEBİLMEN İÇİN, AHDİNE VE TÖVBENE SÂDIK OLMALISIN. ZÎRÂ, TÖVBE VE AHDİNİ BOZARSAN, HUZURDAN UZAKLAŞTIRILIR, MAHLÛKAT ÂLEMİNE SÜRÜLÜRSÜN. YÜCE ALLAH BU GİBİLERİ VE BU GİBİLERDEN İBÂRET OLAN TOPLUMLARI, MAYMUN SIFATINA DÖNDÜRÜR, SONUNDA İSE, HELÂK EDER.
ONLARIN GÖNÜLLERİ ÇARPTIRILMIŞTIR DA FARKINDA DAHİ DEĞİLLERDİR. BİR KİŞİNİN GÖNLÜ MAYMUN GÖNLÜNE DÖNDÜ MÜ, CESEDİ İSE, DAHA BETER HÂLE GELİR. HALK BU ZİLLETİ AÇIKCA GÖRSÜN DİYEİÇERİDEN ÇARPILANLARIN BU HÂLİ SÛRETE DAHİ AKSEDER.
 
AH!.. AHDİNİ BOZANLARIN, TÖVBESİNDE SÂDIK OLMAYANLARIN NİCELERİ İÇ YÜZDEN MESH EDİLDİLER DE, KURT, DOMUZ, ÇAKAL, YILAN, AKREP GİBİ SAYISIZ MAHLÛKATIN ÂLEMİNE İNDİRİLDİLER.
 
AMAN ALLAH’IM,
BİZ FAKİRLERİNİ AHDİNE VE TÖVBELERİNE SÂDIK KULLARINDAN EYLE.
 
Ey.. Bilerek veyahut bilmeyerek şu arı duru akıp giden ırmağa dâima çerçöp dökerek pisletmekte bulunanlar..
Bu nedenledir ki; o mukaddes ırmağa dışardan aksedenleri göremiyorsun. Nasıl görürsün ki; o gönül evi kapkaranlık, şeytanlar ve sûreta insana benzer maymunlar ve canavarlarla dopdolu.
 
Ey.. Hakkı tevzi edenler.. Gönül evinde kim var, ne haldedir görüp bilmezseniz nasıl olur da adâletle hükmedebilirsiniz?
Ey.. Öğretim ve eğitim görevlileri, siz dahi nasıl olur da, öğretim ve eğitimde fâideli olabilirsiniz?
 
Ey.. Yöneticiler, bir kimsenin derûnu ne haldedir ve hangi duygu ve düşüncenin hâkimiyeti altındadır görür gibi bilmeden, nasıl olur da emânetleri ehline tevdî eder olursunuz?
Ve nihâyet nefsine mahkûm olan âile ve toplumlar, temyiz kabiliyetine sahip olmadan, nasıl olur da tertemiz, yüce erdemli çocuklar yetiştirir, yine tertemiz, emin yöneticileri başa geçirebilirler?
 
YÜCE ALLAH’IN YARDIMI OLMADAN, NASIL OLUR DA GÖRÜR, OKUR, BİLİR OLUR VE HER ŞEYİ ADÂLETLE YERLİ YERİNE KOYABİLİRSİNİZ?  
 
Şu vâsıta ve sebepler,
Şu hayâller, hayâller,
Dosdoğru yolun önündeki kapkaranlık perdelerdir.
Eğer bir gösteren,
Eğer bir okutan,
Olmadan, nasıl olur da farkına varır, yine nasıl olur da o sedleri aşabilir ve dosdoğru emin yola kavuşabilirsiniz?
 
EVET, İÇERİDEKİ BÜTÜN BU HAYÂLLERİN, YOL KESİCİLERİN TEMİZLENEBİLMESİ İÇİN, İLÂHİ EĞİTİMCİLERE MUTLAK SÛRETTE İHTİYAÇ VARDIR. ÇÜNKÜ O’NLAR ZAMAN İÇERİSİNDE LÜZUMLU OLAN, BİLGİ, REÇETE VE KUDRETLE DONATILARAK, YÜCE ALLAH’IN BİRER RAHMETİ OLARAK, ARAMIZA İNDİRİLMİŞLERDİR.
ANCAK HER DEVİRDE HER ŞEYİN OLDUĞU GİBİ, BU KUTLU KULLARIN ASLI DA VAR, TAKLİDİ DE VAR!
 
NASIL TEMYİZ EDECEĞİZ DİYE SORABİLİRSİNİZ.
GERÇEK ERENLER, SEVGİLİ KULLAR HER İKİ ÂLEMİNDE HEVESLERİNDEN TEMİZLENMİŞLER, YÜCE ALLAH’A TESLİM OLMUŞLAR, YARADAN’IN ÜSTÜN VASIFLARI İLE BEZENMİŞ, PIRIL PIRIL OLMUŞLARDIR. BUNA RAĞMEN GERÇEĞİNİ TAKLİDİ İLE, YANİ; İNSAN İLE MAYMUNU AYIRD EDEMİYORSANIZ, TERTEMİZ BİR GÖNÜLLE YÜCE ALLAH’A VE HABÎBİNE DÖNEREK, YARDIMINI NİYÂZ EDİNİZ. ŞÜPHE ETMEYİNİZ Kİ; HANGİ EVDE, HANGİ GÖNÜLDE NE OLDUĞU GÖSTERİLİR İNŞALLAH!
 
ANCAK VE ANCAK BU DEVLETE ERİŞEBİLMEK İÇİN PIRIL PIRIL BİR GÖNLE, SAMİMİ DUÂLARA İHTİYAÇ VARDIR.
ZÎRÂ; TEMİZLER TEMİZLERLE, ÇERÇÖP SEVDÂSINDAN TEMİZLENMEMİŞ OLANLAR DA MUKALLİDLERLE!
EY YOLCU,
KİMİN EŞİĞİNDE,
HANGİ EŞİKTE,
BULUNMANIN SEBEBİNİ BİR PARÇA ANLIYABİLİYOR MUSUN?
KİŞİLER OLSUN,
TOPLUMLAR OLSUN,
KARANLIKLARLA ÖRTÜLÜP, İPİN UCUNU MAYMUNLARA VE CANAVARLARA TESLİM ETMİŞLER VE BİNMEKTE OLDUKLARI GEMİLER TERS YÖNLERDEN ESEN RÜZGÂR VE KASIRGALARIN TEHDİTLERİ İLE SARSILMAKTA, BATMA TEHLİKESİNE MA’RÛZ KALMAKTA İSE; KUSURU DIŞARIDA, BAŞKALARINDA ARIYARAK, KARALAMAĞA KALKMASINLAR. BU HAYAT VE MEMAT KONULARINDA, O GEMİNİN İÇERİSİNDE BULUNAN TÜM KİŞİLERİN AZ ÇOK KUSURU VARDIR. 
 
EĞER İDRÂKİNE VARIP, TEMİZLENMEZLER, EMİN KİŞİLER OLARAK YÜCE YARADAN’LARINA KUL OLUP, RIZÂSI VE EMİRLERİ DOĞRULTUSUNDA HİZMETTE YARIŞIR OLMAZLARSA; KORKULUR Kİ; DAHA BÜYÜK MUSİBETLERLE TERBİYE OLUR, DOSDOĞRU YOLA SOKULURUZ.
 
AMAN! ALLAH’IM,
AMAN! EY EŞSİZ SEVGİLİ,
GÖNÜLLERE, YÜCE KATINDA KABUL GÖRECEK
DUÂYI NASÎB ET!
ÇÜNKÜ, YEGÂNE VARLIK SAHİBİ,
ÇÜNKÜ, YEGÂNE KABUL SAHİBİ,
SEN’SİN, SEN’SİN ALLAH’IM,
 
SEN’SİN, TEK’SİN, SEN BİLİRSİN,
SEN NEYLERSEN HAYR EYLERSİN,
SEN NEYLERSEN GÜZEL EYLERSİN.
SEN’İNLE, VAR’LIĞINLA, AŞKINLA,
SANA NİHÂYETSİZ ŞÜKÜR VE HAMDÜ SENÂLAR OLSUN!..
 
EY.. DİLLERE VE HALLERE SIĞMAYAN EŞSİZ SEVGİLİ,
NE OLUR, ŞU AŞK ÇIĞLIKLARI ATMAKTA OLAN GÖNLE ŞİFÂ OL!..
OL DA; VÛSLATININ DÜĞÜN DERNEĞİ KURULSUN,
GÖNÜL NAĞMELERİ SÖYLENİR OLSUN!..
 
EY.. AŞKIMIZ, DÎNİMİZ, VARLIĞIMIZ,
ERHAMERRAHİMİMİZ YÜCE ALLAH’IMIZ!..
ÂMÎN!..
 

 

  Trio Yazılım