Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

 
 
 
  Anasayfa » Mesnevîden » Yunus Peygamber
Yunus Peygamber ve Ruhun Nefis Zindanına Düşmesi

 

YUNUS PEYGAMBER VE RUHUN NEFİS ZİNDANINA DÜŞMESİ,
YÜCE YARADAN’I ZİKREDEREK, AFFINI DİLEMESİ VE
İLÂHİ YARDIMLA ZİNDANDAN KURTULMASI.
 
Peygamber Yunus (A.S.), Musul şehri civarında Ninova’ya elçi olarak gönderilmişti. O şehrin halkına, yüce Allah’tan aldığı vahiyle bir hayli nasihatta bulunup, ikâz ettiyse de; o nefis zindanlarının müptelâları, o Allah güzelinin sözlerini, uyarılarını dinlemeyerek, reddettiler ve güçleri nisbetinde O’na eziyet ettiler.
O kadar ki; O’nun güzelim canına dahi kastettiler. Bu durum karşısında Yunus (A.S.) izinsiz olarak o şehri ve halkını terkederek, bir gemiye binip onlardan uzaklaştı. Ancak, bir süre sonra çıkan rüzgâr ve kasırgaların ortasında gemi batma tehlikesi ile karşı karşıya kalınca, gemidekiler;
“İçimizde Mevlâsından izinsiz kaçan birisi var” diyerek kaçağı soruşturmağa başladılar..
Neticede, kaçağı tesbit için aralarında kur’a çekmiye karar verdiler. Kur’a bizim sevgili Yunus’umuza isâbet etti. Bunun üzerine gemidekiler O’nu denize attılar. Denize atılınca da O’nu hemen bir balık yuttu. Cenâb-ı Hakk O’nu böylece balığın karnında yaşatır oldu.
Yunus Peygamberin, balığın karnında yaşamı ile ilgili yüce Allah Saffat Sûresinde meâlen buyurur:
“YUNUS DA PEYGAMBERLERDENDİ. YÜKLE DOLU GEMİYE KAÇTI; GEMİCİLER KUR’A ÇEKTİLER. KUR’A YUNUS’A İSÂBET ETTİ. BÖYLECE O’NU DENİZE ATTILAR.
YUNUS KENDİNİ KINARKEN, BİR BALIK O’NU YUTTU. EĞER YUNUS BİZİ TESBİH VE TENZİH EDENLERDEN OLMASAYDI, İNSANLARIN TEKRAR DİRİLECEĞİ GÜNE KADAR BALIĞIN KARNINDA (HAPİSTE) KALIRDI.
(DAHA SONRA) BİZ O’NU AÇIK BİR SAHAYA ATTIK; O HASTAYDI. ÜZERİNE ŞİFALI BİR AĞAÇTAN ÖRTÜ İHSÂN ETTİK. (ŞİFÂ BULUNCA) O’NU (TEKRAR) YÜZBİN KİŞİ ÜZERİNE ELÇİ OLARAK GÖNDERDİK. BÖYLECE KENDİSİNE İMÂN ETTİRDİK DE; ECELİ GELİNCEYE KADAR YAŞAMINI (DÜNYA) SÜRDÜRDÜ.”
(Saffat Sûresi, Âyet:139,140,141,142,143,144,145,146,147,148)
 
Ey.. Ahidlerini unutanlar..
Ey.. Nefislerine zûlmedenler..
Ey ne halde olduklarını bilmeyerek, nefs’i emmarenin zindanlarında yüklendikçe yüklenip, azap üzerine azapları tadan zûlmet meftunları..
Ve yine Âdem Babaları gibi tövbeler edip; “Nefsime (varlığımın gerçeğine) zûlmettim” diyerek; yüce Yaradan’ı tesbih edip yardımını dilemeyi unutan gafiller..
SAKIN İNKÂRCILARDAN, İTİRAZ EDENLERDEN OLMAYINIZ.
İNKÂRINIZDAN, İTİRAZLARINIZDAN VAZGEÇİP, YÜCE ALLAH’I ANARAK AFFINIZI DİLEMEDİĞİNİZ SÜRECE, ŞU ZÛLMET ÂLEMİNDEN KURTULMANIZ ASLÂ MÜMKÜN DEĞİLDİR.
CESET; NEFS’İ EMMARENİN KAPKARANLIK, ELEMLERLE, DERTLERLE, KEDERLERLE YÜKLÜ YURDUDUR, BALIĞIN KARNIDIR. KAPISI, PENCERESİ KAPALI, HAKK’IN IŞIĞINDAN, NURUNDAN MAHRUM KAPKARANLIK BİR KABİR ÂLEMİDİR!
 
Ey.. Aslını bilmeyenler,
Ve ey.. şu kapkaranlık kabirlere kapı ve pencere açarak, yüce Yaradan’ın ışığına, nuruna vesile olarak o kabirleri aydınlatmak için, birer lûtfu ilâhi olarak aranıza indirilmiş olan o güzelleri inkâr ederek, onları hayâllerinin, zanlarının terazileri ile tartmağa kalkan zavallılar(!..)
Dikkatle dinleyiniz; o hudutsuz mânâ deryâsından ne buyurulmaktadır:
BU CİHAN BİR KARANLIK DENİZ GİBİDİR.
TEN (SÛRET) BALIK,
RUH İSE YUNUSTUR. YANİ; SENİN ASLINDIR!
Eğer sen can-ı gönülden yüce Yaradan’ı tesbih ederek, ahdini hatırlayıp, tövbeler edip, yüce Yaradan’dan yardımlarını niyâz edip, o yardıma nâil olursan; Âdem gibi, Yunus Peygamber gibi, daha niceleri gibi balığın karnından kurtulursun. Aksi takdirde, zûlmet âlemi seni yutar, yok eder.
 
DİKKAT EDİNİZ EY ÂDEM EVLÂDLARI, ŞU DENİZ CAN BALIKLARI İLE DOLUDUR. ETRAFINIZDA UÇARAK DOLAŞIYORLAR DA, SİZ ONLARI FARKEDEMİYOR, GÖREMİYORSUNUZ. O CAN BALIKLARI SİZLERE DOKUNUYORLAR, AMA SİZ NELER OLDUĞUNUN FARKINDA OLMADIĞINIZ İÇİN ONLARDAN KORKUYOR, UZAKLAŞTIKÇA UZAKLAŞIYORSUNUZ(!)
BARİ TESBİHLERİNİ İŞİTSENİZ YA!..
ARKADAŞ, SEN SABIR VE SEBATSIZSIN. ASLINDA SABIR VE SEBAT, TESBİHLERİNİN RUHUDUR! DOĞRU DÜRÜST TESBİH, SABIRLI KULLARIN İŞİDİR!
SABRETMEZSEN EĞER, GAM VE KEDERDEN KURTULAMAZSIN.
ZÎRÂ; SABIR İNBİKLERİNDEN SÜZÜLMEDEN,
YİNE, SABIR POTALARINDA AŞK ATEŞİYLE KAYNAYIP, KÖPÜKSÜZ, SAF BİR HÂLE GELMEDEN, NEFSİNİN YÜKLEDİĞİ AZAP OLAN YÜKLERİN ALTINDAN ASLÂ KURTULMAN MÜMKÜN OLAMAZ.
SABIRLA CİHAD ZEVKİ, ER KİŞİLERE MAHSUSTUR.
PUŞTLARIN YOLU İSE, ŞEHVETTİR, ZÛLMETTİR.
ZÎRÂ; ONUN ZİKRİ VE DÎNİ ŞEHVETTİR, BATAKTIR, LEŞTİR.
EVET, MEYLİ ŞEHVET OLAN KARARDIKÇA KARARIR, BAŞAŞAĞI KARANLIKLARDA, AZAP DALGALARI ARASINDA HELÂK OLUR, KAYBOLUR GİDER(!..)
 
Ey.. saygısızca o yüce mi yüce, her iki cihandan da geçmiş, Allah’ın azîm sırrı ile sırlanmış azîzlere dil uzatma cesaretini gösteren iblisten de aşağı mahlûk, senin gibi hayvandan da beter tersine iğrenç şehvet tulumları için ne buyurulmakta:
SENİN SAĞIR MI SAĞIR KULAĞIN ELBETTEKİ DUYMAZ. ÇÜNKÜ MÜHÜRLÜSÜN, ÇÜNKÜ YÜCE YARADAN’IN KAHIR SIFATININ TECELLİSİSİN(!)
 
DİNLE SÖZÜ, SENİN GİBİ GÖNLÜ KARA, GÖNLÜ KOKMUŞ KULAKSIZLAR İÇİN DEĞİL, YÜCE YARADAN’IN BİR DERECE İLMİNDEN NASÎBLENDİRDİKLERİNEDİR.
 
YÜCE ALLAH’IN AŞK’IYLA HAREMİNE DÂHİL ETTİĞİ SEVGİLİSİNE İĞRENÇ ŞEKİLDE DİL UZATILDIĞINDA; HİÇ OLMAZSA ŞU GENÇLİĞİ VE TOPLUMU KORUMAK İÇİN, YANLIŞ YÖNLENDİRİLMELERİNE MÂNİ OLMAK İÇİN İRFÂN EHLİ BİLGİNLER NEDEN KONUŞMAZLAR, NEDEN HAKİKATLERİ BEYÂN ETMEZLER?
DOĞRUSU ŞAŞILIR HALLERİNE(!)
 
EY.. EDEP,
EY.. HAYÂ VE UTANÇ,
EY.. TÜM KULLUK DEĞERLERİ,
SİZLERİ UNUTTUK, HUZURUNDA MAHCUBUZ, MAHCUP.
 
ALLAH’IM ,
BİZ KULLARINI AFFET.
ALLAH’IM,
BİZ KULLARINI TEMİZLEYEREK,
YÜCE DEĞERLERİNLE TANIŞTIR
VE BU MUKADDES VASIFLARINLA BEZE.
YÂ.. ERHAMERRAHİMİMİZ.
ÂMÎN
 
  Trio Yazılım