Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

 
 
 
  Anasayfa » Allah\'ın Güzel İsimleri » Esmâ-ül Hüsnâ 6
Allah'ın Güzel İsimleri

 

 YÂ AZÎM’Ü
 
İNSAN AKLININ ERİŞEMEYECEĞİ DERECEDE, BÜTÜN BÜYÜKLÜKLERİN ÖTESİNDE BÜYÜK OLAN. KENDİ AZAMETİNİ YİNE YALNIZ KENDİSİ BİLENDİR.
 “GÖKLERDE VE YERDE NE VARSA HEPSİ O’NUNDUR. O, ALİYY’DİR, AZÎM’DİR.”
(Şûrâ Sûresi, Âyet:4)
Bu ismin tecellisindeki Kul, insanlar arasında heybetli görünür. Bir hakkın yerine getirilmesinde, haksızlık yapanları perişan eder.
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
YÂ GAFÛR’U
 
ÇOK YARLIGAYICI. AFFEDİCİDİR. AFFEDİCİLİĞİ SINIR TANIMAZ. SONSUZ HOŞGÖRÜ, MERHAMET VE ŞEFKAT SAHİBİDİR. KULLARININ, BİRBİRLERİNİ SEVMELERİ, BİRBİRLERİNE SAYGI VE GÜVEN DUYMALARI İÇİN, HATÂ VE KUSURLARINI KENDİ NEFİSLERİNDEN BİLE GİZLEYEN, HAK ETTİKLERİ CEZÂLARI VERMEYİP, SÜRE VEREN, AF DİLEMELERİNİ KABUL EDENDİR. BU YÜCE İSİM, GAFFAR İSMİNDEN ÇOK DAHA FAZLA BAĞIŞLAYICI, DEMEKTİR.
 “ALLAH GAFÛR VE RAHÎM’DİR.” (Nisa Sûresi, Âyet:25)
Bu ismin tecellisindeki Kul, kişilerin hatâlarını örter ve affeder.
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
YÂ ALİYY’Ü
 
ÇOK YÜCE OLAN. BUNDAN DAHA ÜSTTE BİR YÜCELİK YOKTUR. MUTLAK YÜCELİK VE ÜSTÜNLÜK ANCAK VE YALNIZ ALLAH’A ÂİTTİR.
 “O’NUN KÜRSÜSÜ GÖKLERİ VE YERİ KAPSAMIŞTIR. GÖKLERİ VE YERİ KORUMAK O’NA AĞIR GELMEZ. O ALİYYÜL VE AZÎM’DİR.”
(Bakara Sûresi, Âyet:255)
Bu ismin tecellisindeki Kul, çevresinde değeri üstün, himmeti bol olan kimsedir. O kimse istediği her yüceliğe erişir, her fazilete sahip olur.
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
YÂ MUKÎT’Ü
 
İLÂHİ NİMETLERLE RIZIKLANDIRMAYA KÂDİR OLAN. GEÇİNDİREN, BARINDIRAN, HER CANLININ BEDENİNİ VE KALBİNİ VEREN O’DUR.
 “KİM GÜZEL BİR ŞEFAATLE ŞEFAAT EDER, O ŞEFAAT İÇİN ONA BİR SEVAP VARDIR. VE HER KİM KÖTÜ (ADÂLETİ SAPTIRACAK YÖNDE) BİR ŞEFAATLE ŞEFAATTE BULUNURSA ONUNDA ONDAN AYNI NİSBETTE BİR GÜNAH PAYI VARDIR. ALLAH HER ŞEYE MUKİT’TİR (KÂDİR’DİR).”
(Nîsâ Sûresi, Âyet:85)
Bu ismin tecellisindeki Kul, yüce Allah’ın, muhtaç olan kulunun ihtiyaçlarını bildirdiği; miktarını, zamanını, noksansız ve gecikmesiz yerine getirmeye muvaffak kıldığı kimsedir.
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
YÂ CELÎL’Ü
 
PEK YÜKSEK, BÜYÜKLÜK VE ULULUK SAHİBİ OLAN. ALLAH’IN KEBÎR OLMASI, ZÂT’ININ KEMÂLİNİ (MÜKEMMELLİĞİNİ), CELÎL OLMASI SIFATININ KEMÂLİNİ, AZÎM OLMASI İSE, HER İKİSİNİN KEMÂLİNİ İFÂDE EDER. VARLIK ÂLEMİNDE, ALLAH’TAN BAŞKA MUTLAK KEMÂL VE CEMÂLE (GÜZELLİK) SAHİP OLAN HİÇBİR VARLIK YOKTUR. SAYGI, HÜRMET VE AŞK DUYULAN, ÖNÜNDE BOYUN EĞİLEN, SECDEYE VARILAN, HİKMET SAHİBİ, İRFAN KAYNAĞI, İRÂDE VE TASARRUF SAHİBİ VE TEK KORKULMAYA LÂYIK OLAN O’DUR.
Bu ismin tecellisindeki kul, yüce Allah’ın Celâli ile heybet verdiği, her görenin kendisinden korktuğu kimsedir.
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
YÂ ŞÂHİD’Ü
 
GÖZÜNDEN HİÇBİR ŞEY KAÇMAYAN VE HER YERDE HAZIR BULUNAN.
ŞÂHÎD’İN, ÂLÎM VE HABÎR İSİMLERİNDEN FARKI ŞUDUR: HABÎR GİZLİ OLANI GÖRÜNMEYENİ (BÂTINI) BİLEN; ŞÂHİD, AÇIKTA OLANI, GÖRÜNÜR OLANI (ZÂHİR) BİLEN; ALÎM İSE, BİR NİSBET DÂHİLİNDE HAKİKAT İLMİNE VÂKIF OLANDIR. KIYÂMET GÜNÜ, İNSANLAR BİLDİKLERİ VE GÖRDÜKLERİ İLE KENDİ YAPTIKLARINA VE BAŞKALARINA ŞÂHİT OLACAKLARDIR.
 “DE Kİ: ŞÂHİT OLMAK BAKIMINDAN HANGİ ŞEY DAHA BÜYÜK? DE Kİ: BENİMLE SİZİN ARANIZDA (HAK PEYGAMBER OLDUĞUMA) ALLAH HAKKIYLA ŞÂHİTTİR. ŞU KUR’ÂN BANA-SİZİ DE (SİZDEN SONRA) ERİŞEN(LER)İ DE İNZAR ETMEM İÇİN- VAHYOLUNDU. ALLAH’LA BERABER BAŞKA TANRILAR DA OLDUĞUNA GERÇEKTEN SİZ Mİ ŞÂHİTLİK EDİYORSUNUZ? DE Kİ: BEN (BUNA) ŞÂHİTLİK ETMEM. DE Kİ: O, ANCAK BİR TEK ALLAH’DIR. VE SİZİN EŞ TUTMAKTA OLDUĞUNUZ NESNELERLE MUHAKKAK Kİ BENİM BİR İLİŞİĞİM YOKTUR.”
(En’am Sûresi, Âyet: 19)
 “RABBİNİN HER ŞEYE ŞÂHİD OLMASI SANA KÂFİ DEĞİL Mİ?”
(Fussilet Sûresi, Âyet:53)
Bu ismin tecellisindeki Kul, Hakk’ın her şeyin üstünde olduğuna şâhit olur. Böylece de kendi nefsinin ve başkalarının üzerinde yüce Allah’ın tasarrufunu kabul eder.
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
YÂ VEDÛD’Ü
 
İTAAT EDEN KULLARINI SEVEN VE SEVİLMEYE EN LÂYIK OLAN.
HER ŞEY O’NUN SONSUZ MERHAMETİNİN LÛTFUYLA, SEVGİ İÇİNDE, ESİRGEYEREK, KUCAKLAYIP SARARAK, BU ÂLEME GELMİŞTİR. O, BÜTÜN YARATTIKLARININ HAYRINI İSTEYEN VE İHSAN EDENDİR. BU SIFATLAR BEŞERİN DUYGULARIYLA KIYASLANAMAZ. ALLAH’IN BİR ŞEYE YÖNELMEYE İHTİYACI YOKTUR.
 “GERÇEKTEN RABBİNİN TUTUP YAKALAYIŞI PEK ŞİDDETLİDİR. ZÎRÂ YOKTAN VAR EDEN, YENİDEN YARATAN DA O’DUR. O’DUR GAFÛR, VEDÛD.”
(Büruc Sûresi, Âyet:12-14)
Bu ismin tecellisindeki Kul, Allah ve Dostlarına olan muhabbeti kemâle ermiş olan kimsedir. Allah bu Kulunun sevgisini her tarafa yayar.
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
YÂ MUCÎB’Ü
 
DUÂLARI KABUL EDEN.
YÜCE ALLAH, YARATTIKLARINA ONLARIN KENDİLERİNE YAKINLIĞINDAN DAHA YAKINDIR. ONLARIN İHTİYAÇLARINI KENDİLERİ GÖRMEDEN, DAHA AKIL ETMEDEN ÖNCE BİLİR, ONLAR İSTEMEDEN VERİR. KULLARININ HEP FAYDASINI GÖZETİR. GEREK HÂL İLE GEREK DİL İLE YAPTIĞIMIZ DUÂLARIMIZIN ZARARIMIZA OLANLARINI ERTELER, MADDÎ, MÂNEVÎ YARARIMIZA OLAN DUÂLARI BİZE ÖĞRETİR, SÖYLETİR VE İHSAN EDER.
 “SİZDE O’NDAN MAĞFİRET DİLEYİN; SONRA O’NA TÖVBE EDİN.. ÇÜNKÜ, RABBİN, (KULLARINA) YAKINDIR, (DUÂLARINI) KABUL EDENDİR.”
(Hûd Sûresi, Âyet:61)
Bu ismin tecellisindeki Kulun, bütün istekleri istedikleri kişiler tarafından kabul edilir. Çünkü, bu Kul, Allah’ın kuvvet ve kudretini tam olarak kabul etmiştir. Allah da onun bütün isteklerini kabul eder ve kullarına da kabul ettirir.
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
YÂ HAKK’U
 
GERÇEKTEN VAR OLAN, VARLIĞI HİÇ DEĞİŞMEYEN. ALLAH’TAN BAŞKA HİÇBİR VARLIK HAK (GERÇEK) DEĞİLDİR. O’NUN DIŞINDAKİ HİÇBİR ŞEYİN VARLIĞI KENDİNDEN DEĞİLDİR. ALLAH’IN VAR ETMESİYLE VAR OLMUŞTUR.
 “YERİDE KURUMUŞ, ÖLMÜŞ GÖRÜRSÜN. FAKAT BİZ ONUN ÜSTÜNE SUYU İNDİRDİĞİMİZ ZAMAN TİTREŞİR, KABARIR. VE HER GÜZEL ÇİFTTEN BİTİRİR. BU BÖYLEDİR. ÇÜNKÜ ALLAH, TEK’TİR, O HAKK’TIR VE O ÖLÜLERİ DİRİLTİR VE O HER ŞEYE KÂDİR’DİR.”
(Hac Sûresi, Âyet:5-6)
Bu ismin tecellisindeki Kul, işlerinde ve sözlerinde bâtıldan korunmuş kimsedir, Hak’kı her yerde ve olduğu gibi görür.
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
YÂ KAVİY’YÜ
 
KENDİSİNE ACZ ERİŞMEYEN, TAM KUDRET SAHİBİ. YÜCE ALLAH, TAM BİR KUVVETE SAHİP OLMASI BAKIMINDAN “KAVİ”, GÜCÜNÜN ÇOK ŞİDDETLİ OLMASI BAKIMINDAN DA “METİN”DİR.
“ALLAH, DÎNİNE YARDIM EDENE ELBETTE YARDIM EDER. MUHAKKAK ALLAH KAVİ’DİR, GÂLİP’TİR.”
(Hac Sûresi, Âyet:40)
Bu ismin tecellisindeki Kul, gazap, şehvet ve heva-i hevs gibi nefsanî duygu ve arzularından tamamen kurtulmuştur. Ve her türlü düşmanına galip gelir.
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
YÂ METİN’Ü
 
ÇOK GÜÇLÜ OLAN.
KARARLILIK, ŞAŞMAMAZLIK VE DÜZENLİLİK O’NUN METANETİNE İŞÂRET ETMEKTE YETERSİZ KALAN SIFATLARDIR. O, AFFEDİCİ OLDUĞU GİBİ, ŞİDDETLE CEZÂLANDIRANDIR. HİÇ KİMSENİN KARŞI DURAMADIĞI, GERİ KAÇAMADIĞI MUTLAK GÜÇTÜR.
 “BEN CİNLERİ VE İNSANLARI ANCAK BANA İBÂDET ETSİNLER DİYE YARATTIM. BEN ONLARDAN RIZIK İSTEMİYORUM. BENİ DOYURMALARINI DA İSTEMİYORUM. ŞÜPHE YOK Kİ, ALLAH, REZZÂK VE METİN’DİR.”
(Zâriyât Sûresi, Âyet:56-58)
 
Bu ismin tecellisindeki Kul, dîninde sabır ve kuvvet sahibidir. Onu kimse, Hak’tan ayıramaz, azdıramaz ve yönünü bâtıla saptıramaz. Hakk’ın korunmasında onu kimse korkutamaz, susturamaz. Kavî kul her şeye etkili olan, Metin kul ise, hiçbir etki altında kalmayandır.
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
YÂ MÜBDİ’Ü
 
EŞYÂYI YOKTAN VAR EDEN.
BU İSMİN MÂNÂSI, MÛCİD (İCÂD EDEN) DEMEKTİR. ALLAH, KÂDİR’İ MUTLAK OLAN, HER ŞEYİ MODELSİZ, BENZERSİZ YARATAN; ONLARA VARLIK, YAŞAM VEREN, KORUYANDIR. EVVELLERİN EVVELİNDE NE HALKI YARATACAK MADDE, NE VERİLECEK ŞEKİL NE DE HERHANGİ BİR SÛRET YOK İKEN, CEMÂLİ VE MÜKEMMELLİĞİYLE, MUHABBET VE MERHAMETLE YARATILIŞI BAŞLATAN VE SÜRDÜREN O’DUR.
 
Bu ismin tecellisindeki Kula, yüce Allah, yarattığı her şeyin evvelini ve kaynağını bildirir ve şâhit yapar.
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
YÂ MUÎD’Ü
 
MAHLÛKATI HAYATTAN ÖLÜME GERİ DÖNDÜREN. KULUNU HALK EDEN, TAKDİR EDİLEN ZAMANDA ONLARI YENİDEN İNŞÂ EDEREK, KENDİNE DÖNDÜREN O’DUR.
Bu ismin tecellisindeki Kulu, yüce Allah, varlığın yeniden yaratılmasına ve bazı işlerin durmadan meydana gelişine vâkıf kılar. Bu Kul, yeniden meydana gelmesi icâbeden şeyleri Allah’ın izni ile meydana getirir ve her meydana gelen şeyin sonunu da en iyi şekilde gözetir Allah’ın izni ile!...
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
YÂ MUHYİ
 
HAYAT VEREN.
YARATILANLARIN KENDİLERİNE ÂİT VE KENDİLERİNDEN GELEN BİR YAŞAMLARI YOKTUR. ÖLÜMÜ DE, HAYATI DA YARATAN O’DUR. Bu ismin tecellisindeki Kulun, kalbi hayat bulmuştur. Allah bu Kuluna Îsâ (A.S.) gibi ölüyü diriltme kuvveti de verir.
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
YÂ MÜMÎT’Ü
 
YARATTIKLARINI BELİRLİ BİR ZAMAN VE ÖLÇÜ SONUNDA ÖLDÜREN O’DUR. BU İSMİN TECELLİSİNDEKİ KUL, YÜCE ALLAH’IN KALBİNDEKİ ÖFKE, ŞEHVET VE HEVAYI ÖLDÜRDÜĞÜ, KALBİNİ GERÇEK HAYATA KAVUŞTURDUĞU KİMSEDİR. BU KULUN KALBİ DİRİLİNCE, AKLI NÛRLANIR VE BÖYLE BİR KULUNU, NEFSANÎ KUVVETLERİNİ ÖLDÜRMEKLE, ÖYLE NÛRLANDIRIR Kİ, BU NÛR O KİMSENİN ÇEVRESİNDEKİLERE DE TESİR EDER.
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
YÂ HAYY’U
 
HER ZAMAN DİRİ OLAN. SONSUZ HAYAT SAHİBİ OLAN.
HAYAT CEVHERİNİN SAHİBİ O’DUR. HER HAYATTA OLAN CELÂL VE CEMÂL SIFATLARI İLE BU SIFATLAR ARASINDA HAY’DIR.
 
 “SEN ÖLMEYEN DİRİYE (HAYY OLANA) TEVEKKÜL ET VE O’NA HAMD İLE TESBİH ET. KULLARININ GÜNAHLARINDAN O’NUN HABERDAR OLMASI YETER.”
(Furkan Sûresi, Âyet: 58)
Bu ismin tecellisindeki Kul, yüce Allah’ın kendisini ebedî hayat ile dirilttiği, ölümsüzlüğe erdirdiği kimsedir.
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
YÂ KAYYUM’Ü
 
KENDİ ZÂT’IYLA DÂİM DURAN VE BÜTÜN VARLIKLARI, YERİ, GÖĞÜ, HER ŞEYİ AYAKTA TUTAN. O’NUN ZÂT’I, KENDİ ZÂT’INA KÂFİDİR. CENÂB-I HAKK, ZÂTI İLE ZÂTINDAN ZÂTINA, ZÂTI İÇİN TERTİPLENMİŞTİR. MEVCUDİYETİNİN DEVAMINDA GAYRINA İHTİYACI YOKTUR. VE HER KÂİM OLAN ŞEY ANCAK O’NUNLA KÂİMDİR. ÇÜNKÜ O’NUN VARLIĞI VE VARLIĞININ DEVAMI KENDİ ZÂT’INDAN OLDUĞU GİBİ, ZÂT’INDAN GAYRI HER ŞEYİN VARLIĞI VE VARLIĞININ DEVAMI DA O’NDANDIR.
Bu ismin tecellisindeki Kul, her şeyin varlığının Hak ile ayakta durduğuna bizzat şâhit olur. Yüce Allah’ın izni ve yardımı ile bütün varlıkların hayatlarına ve her türlü ihtiyaçlarına, Allah adına tasarruf eder.
Gönülden zikreden Allah’ın rahmetine erer.
 
  Trio Yazılım